Blog

Biz De Varız-III

Biz De Varız-III

YOGA SANA İYİ GELECEK

İnsanın hayatında bazı dönüm noktaları vardır. Süregelen çizgiyi bir anda sonlandırmak istersin çünkü seni sıkmıştır, üzmüştür, yorgunsundur, başka bir yola sapmak istersin ama henüz tanımadığın bu yol korkutur. Gitmek de zordur kalmak da. Kendi düşüncelerinin yoğunluğuyla dibe batmak üzeresindir. Bir el için yakarırsın Tanrı’ya. O el seni yukarı çeksin, uçsuz bucaksız göğün altında göğsün derin nefeslerle gevşesin diye.

İşte böyle bir zamanda tanıştım yogayla. Hinduların kutsal metni Bhagavad Gita’daki Arjuna gibi bir savaş meydanının ortasındaydım. Savaşmak mı doğruydu, geri çekilip yenilgiyi kabul etmek mi? Ben de tıpkı Arjuna gibi manzaraya başka bir açıdan bakınca gerçekleri gördüm. Nefret ettiklerimle, beklentilerimle, geçtiğim zor yollarla bugünkü ben haline geldiğimi...ve olduğum halimi sevmek, içime dönüp kendimi tanımak istedim.

Yoga matının üzerinde aldığım ilk nefes, baharın müjdecisi, yarı keçi yarı insan tanrı Pan’ın fülütünden çıkan melodiler gibi tüm vücudumu dolaştı ve en sonunda kulağıma fısıldadı: ”Yoga sana iyi gelecek”

Eski Hindistan’daki bilge Patanjali, Yoga Sutraları kaleme alırken günün birinde benim yogada aldığım ilk nefesle bir aydınlanma yaşayacağımı tahmin etmiş midir bilinmez ama ben yoga bilinciyle aldığım o ilk nefeste bir sihir hissettim.

Tüm yaşamı boyunca çok değerli bir mücevheri yanında taşıyan ama bundan haberi olmayan, kendini çok fakir zanneden bir insan gibi nefesimin farkında olmadan yaşamıştım bunca sene. Sonra düşündüm ki en basit ve çabasız yaptığım bir şeyin bile ayırdına varmamışım. Oysa vücudumun bana söyleyecek sözleri varmış. O kadar savaşımın içinde durup da kendi nefesimi dinlememiştim bir kere bile. Telaşla, zaman mekan boyutunun içinde koştururken vücudumun ve ruhumun seslendiklerini duymamıştım. Yoga felsefesinde adının anlamı “zehir” manasına gelen Kleshalar içinden geçerken çokça oyalanmış ve sonunda gerçekliklerine inanmıştım.

Beni kendime, özüme çağıran o ilk nefesten sonra, yoganın belki de en temel pozlarından olan Tadasana yani “Dağ Hâli” beni tekrar dünyama toprakladı. Dimdik, sapasağlam, bir dağ gibi heybetli ve kudretli olduğumu hatırlattı.

İçimizde bir yerde, daha bu dünyaya gelmeden önce vücudumuza kodlanmış mükemmel becerilerimiz var. Zamanın yaratılışından çok önce genlerimize, ruhumuza ve kaderimize işlenen bu bilgiler ancak biz istersek hatırlatacaklar kendilerini. Her bir yoga pozu felsefesiyle ruhumu, bağ dokularıma, kaslarıma, eklemlerime dokunmasıyla vücudumu o hatırlayamadığım zamanlardaki bilgilere yakınlaştırdı.

Ve bazen kendi içsel savaş meydanında savaşmaya niyetliyken, düşman saydıklarına karşı zafer kazanmanın aslında o kadar da cazibeli olmadığına karar veriyorsun. Bütün kalkanları indirmek ve ardındaki düşmanla barışmak, barışmasan bile yayını ve oklarını yere bırakıp, düşmanın yanından geçip gitmek çok zaman en iyisi oluyor. Her şeyi öylece, o hâliyle ardında bırakmak ve derin bir nefes alıp yeni bir yola devam etmek...

Ben de öyle yaptım işte. Savaş meydanımı ardımda bırakıp evrene bir mesaj gönderdim: “Yoga bana iyi gelecek”

Fulya Yüz

PAYLAŞ :
E-Mail listemize katılın