Blog

Biz De Varız-V

Biz De Varız-V

Yoganın bütününü bir canlı organizma olarak düşün. Böyle düşünmek gelişimini ve evrimini anlamamızda bize ışık tutacaktır.

Geleneksel yogadan modern yogaya bir yolculuk olan bu evrim süreci, bu koca organizmanın özünde (çekirdeğinde) başlar. “Hareket maddenin varoluş biçimidir” demiş bir düşünür.

Bir dinsel düşünüşün ürünü olan geleneksel yoganın sekiz basamağından, günümüzdeki haliyle yogaya geçişte üç basamağının ön plana (Asana:hareket-Pranayama:nefes-Dhyana:meditasyon) çıkışında, insanlığın yaşam biçimindeki ve üretim ilişkilerindeki değişimin büyük oranda payı olduğunu yadsıyamayız. Yoganın çıkışının tarihlendiği bilinen M.Ö. 3000’li yıllara baktığımızda dönemin Hindistan topraklarındaki hâkim sınıf ve hâkim ideoloji ile bugün içinde yaşadığımız toplumsal yapıyı karşılaştırdığımızda ve bu şekilde değerlendirdiğimizde yoganın evrimini kavrayabiliriz. Bütüncül bakmak ve bakarken görmek yolcuğumuzun ışığı olacaktır.

Günümüz modern yogasının ise kapitalist üretim biçimi ve üretim ilişkileri çerçevesinde, sadece bu adil olmayan dünyaya katlanma ve bireysel pencerede dönüşüm sağlama aldatmacası pompalayan bir pazara dönüşmesi şaşılacak bir şey değil.

Yoganın büyük bir ekonomik Pazar haline gelmesinin nedeni de tekil tekil yoga uygulayıcılarından, eğitmenlerinden kaynaklanmamaktadır. Her şey birbiri içinde etkileşim halinde, yani diyalektik bir ilişkiden söz edebiliriz. Dünya mevcut siyasal ve toplumsal düzeninin sacayakları “Meta, Din, Para” olduğu sürece insanı sadece parayla ölçülebilir alınır-satılır bir nesneye dönüştürmeye ve iyi olanı, güzel olanı içten içe çürütmeye devam edecektir. Bu durum toplumsal düzenin yarattığı bir olgudur. 

Tarihsel süreç; yani geçmiş geleceğe ışık tutuyor. Bu ışığı en doğru şekilde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Yogayı tarihsel bağlamından koparmak, onun bugününü algılamayı olanaksız hale getirecektir. Günümüzde yogayı algılayış biçimleri sayısız ve bu durum hem yoga eğitmenleri hem uygulayıcıları için başka ifade biçimleri içeriyor. Peki bence yoga nedir, ifade etmeye çalışacağım.

Din değil, bünyesinde ruhani veya ilahi bir bilinmezlik yoktur. Yaşamın amacı değil, mevcut yaşamı iyileştirmek için bireye gereken mücadele direncini verir. Zihin, beden ve nefesin uyumlanmasına yardımcı olurken yaratıcı ve sağlıklı düşünmeyi sağlar. Nefes bu noktada zihin ve beden arasında bir köprüdür. Bu köprüdeki trafik yoğun akıcı olmalıdır. Bu dengeyi sağlayan en iyi yöntemlerden birisidir yoga.

Bence yoga, tam anlamıyla “Herkes için Yoga” olmalı, teoride buna katılmıyorum diyecek en azından ben hiçbir yoga uygulayıcısı, eğitmeni tanımıyorum. “Herkes için Yoga” diyorsak bunun yanına “Herkesin sağlıklı bir bedene ve zihne sahip olma hakkı olmalı” cümlesini de eklemek gerekir. Yoganın herkes için olmasını teoriden pratiğe taşımak için yukarıda bahsettiğim Meta-Din-Para üçgeninden özgürleştirmek gerekir. Bu bermuda şeytan üçgeni yerine Zihin-Beden- Nefes üçgeni üzerine inşa edilecek bir yogayla, Yoga Herkes için olacaktır. 

PAYLAŞ :
E-Mail listemize katılın