Blog

Shavasana

Shavasana

Son haftalarda çok sessiz kaldım.

Bir anda radikal bir değişime uğradı düzenli ve alıştığım hayatım…

Bir sürü korku ve alışkanlıklarım ile yüzleşmeye başladım.

Bütün bu süreç içerisinde bir kez daha yoga ve meditasyonun nasılda yardımcı olduğuna tanık oluyorum. O kadar hücresel bilgime işlenmiş ki,her olanın olması gerektiği gibi geliştiği, hayrımıza olduğu hissi ve değişime teslim olmak. Karşı gelmeden hayatın sunacağı süpriz ve gizeme kendimi daha rahat bırakmaya başladığımı hissediyorum. İçimde sessizim. Tabii ki de ağladım, tabii ki de üzüldüm. Ama suçlama yok, onun yerine kabullenme var. Çok şey tanımlamaya, çok şey bilmeye de gerek yokmuş. Yaşayarak görüyoruz, hissederek tadıyoruz.

Bütün bu değişimlerin, büyük geniş perspektif içinde, kimsenin şimdiden bilemiyeceği bir şekilde başka deneyimlere gebe kalacağına inanıyorum.

Yoga her aldığımız nefesimizde saklı. Yoga matimiz ve günlük hayatımız kendimizi aynalamamıza izin verdiğimiz süreçler olmaya başlıyor. Ve bütün bu karşılaşmalar içinde kurduğumuz ilişkiler içerisinde daha net görmeye başlayabiliyoruz kendimizi, zaaflarımızı, korkularımızı, çevreyi ve hayatı. Olduğu gibi görebilmek bütün mesele.

Shavasana (savasana) bugünlerde üstünde çok durduğum ve anlamını düşündüğüm pozlardan biri. Bütün bir fiziksel yoga uygulamasının son hediyesi, derin dinlenme hali. Uygulamanın en önemli hali. Sırtüstü yerde uzanarak bedeni gevşemeye bıraktığımız ve bütün bir uygulamanın faydasını emmeye başladığımız bir hal shavasana (savasana). “Shava” sankrit dilinde ceset demek. Ceset halinin içine girmek. Metafor olarak ölmek, herşeyimiz ile anın boşluğuna ve bütünlüğüne ölmek. Ölüm nihai farkındalığımızı uyandıran hal. Bu hayata boş ellerle geldik. Ve boş ellerle gidiceğiz. Hiçbirşey bize ait değil. Nefesimiz dahi. İşte Shavasana (savasana) bütün bunları anımsatan bir hal oluyor zaman içinde. Ceset pozuna girmek ne demek ? Esiri olduğumuz ama yaşamak için ihtiyaçını hissettiğimiz egomuzun, ben benliğinin ölmesini simgeliyor ve aydınlanmış Yüksek Bilinç’in uyanmasına bir davet sunuyor. Herşeyi ile kendimizi bırakmaya başladığımız  veya bırakamadığımız ceset halinden, her yerde mevcut olan bilincin, bedenimizin yüzeyine çıkıp, yeniden ana olduğu gibi uyanmak muhteşem bir açıklık.

Yeniden uyanmak. Anne karnındaki gibi cenin pozundan geçiş yaparak Shavasana’dan (savasana) kalkıyoruz. Doğmak ana, olana, ne varsa hissedilene…Yeniden o saflık, açıklık, tazelik içinde uyanabilme olasılığı.

Yoga’ya ve yoga ile beraber kazandığım yeni dostluklara bugünlerde daha daha minettarım. Her insan, her hikaye, hayatın acısı ve tatlısı içinde paylaşımla yoğrulmak, yontulmak ve yaşamak. Başka neyimiz var acaba?

Özlü sözler ihtiyaçını hissettiğiniz zaman gelir ve şifalandırır. Hiçbirşey tesadüf değil. Bu yazı da önüme tam da böyle bir zamanda çıktı. Elimden geldiğince dilimize çevirmeye çalıştım.

“Değişim korkmamız gereken birşey değil. Aksine, açıklık ile karşılayabiliriz. Çünkü değişim olmadan, bu hayattaki hiçbirşey ne büyür ne de yeşerir. Değişim olmadan, hiç kimse bu hayatta varolmaları gereken kişi olmak için bir sonraki adıma geçiş yapamazdı” B.K.S Iyengar

?”Change is not something that we should fear. Rather, it is something that we should welcome. For without change, nothing in this world would ever grow or blossom, and no one in this world would ever move forward to become the person they’re meant to be.” B.K.S Iyengar

PAYLAŞ :
E-Mail listemize katılın