Blog

Zen Zihni

Zen Zihni

Yoga Annem Cyndi Lee’nin yıllar önce anlattığı bir hikayeyi burda paylaşmak istedim:

“Bir profesör zen öğretisini öğrenmek için Japon bir masterı ziyarete gider. Master çay ikram eder. Profesörün çay bardağı dolu olduğu halde master çay vermeye devam eder ve çay dökülmeye başlar. Profesör: - “bu kap dolu, daha fazla içine girmez”- diye uyarır.  Master da cevap verir : -“Bu kap gibi dolusun kendi görüş, tahmin ve fikirlerin ile”. Ve sorar  : “Kabını boşaltmadığın sürece sana nasıl birşey gösterebilirim ?””

Bu hikayeyi çok seviyorum. Bu hikayeyi kalbimde tutuyorum. Sessiz öğrenci kimliğimle bir eğitim dönüşü yazdıklarımı sizle paylaşmak istedim. 

Başlangıç zihni – zen zihnini kendime anımsattığım eğitim sürecinde bildiğimi zannettiğim herşeyi mümkün olduğunca bir kenara bırakıp kabımı boşaltmaya ve ilk defaya davet etmeye izin verdim kendimi elimden geldiğince. Ana çağırdım. Gün bugündür. Bu an ilk defa şimdi gerçekleşiyor, bunu hatırlatarak kendime. Yoga şimdi’dir. Patanjali’nin birinci yoga sutrasını anımsayarak : Atha Yoga Anushasam. Atha şimdi demek. Shasam disiplin demek. Yoga disiplini şimdi ve burda başlıyor.

Ve bir kez daha derinden hissettim Cyndi’yi ne kadar çok sevdiğimi. Açıklığına, günlük hayat akışı içinde öğretiyi sunuş şekline, müthiş yaratıcı sekanslarına, adım adım hazırladığı sıralamaların bizi bir sonraki daha zor aşamaya nasıl hazırladığına, espiri anlayışına, topluluk bütünlüğünü koruma şekline, öğretme metoduna, ders verme pratiğindeki incelikleri, mütevazı duruşuna ve olduğu gibi gözüküp insan insan olmasına hayranım. Bu yeniden kavuşmamızı hazırlayan herşey ve herkese sonsuz şükranım. Dilerim daha niceleri olur. Yine birçok farklı canla paylaştığımız ve her bireyde biraz daha kendimizi görmemize imkan veren herkese teşekkür ediyorum.

Şimdi öğrendiklerimi hazım etme süresi başladı bile. Ve umarım içimde ve dışımda hissettiklerimi yüzeye çıkaracak açıklığı ve samimiyeti kendimde bulurum.

Cyndi de, Godfrey, Wayne Liquorman gibi birçok hocadan duyduğum okyanustaki damla benzetmesini çok anlamlı bir şekilde dile getirdi. Hepimiz okyanusdaki damlalar gibi bütünün parçasıyız. Kopuk değiliz. Nasıl ki bütün damlalar bir araya gelip okyanusu oluşturuyorsa, bizde bütünü beraber oluşturuyoruz. Hepimiz bütünüz. Ve hiçbir şeyi seçmiyoruz. İçimizde barındırdığımız herşey ile bütünüz. Ve beraber yaşam çemberini oluşturuyoruz. Ben bir damla gibiyim bütün diğer damlalara bağlı olan. Ve sevsek de, sevmesek de bütün diğer damlalar ile bir arada bütünü oluşturuyoruz. Herşeyin tam olarak bütünleşmesi.

Bütünün parçası olduğumuzu her söylediğimizde anımsatan adağımızı her ders sonu hep beraber bir ağız söylüyorduk. Elimden geldiğine türkçeye çevirdim.

Her canlı mutluluğa ve mutluluğun kaynaklarına erişebilsin

Her canlı ıstırap ve ıstırabın kaynaklarından özgür olsun

Hiçbir canlı özgürlüğün mutlak mutluluğundan ayrı düşmesin

Her canlı bağımdaşlıktan ve nefretten uzak ılımı yolun içinde olsun.

PAYLAŞ :
E-Mail listemize katılın